Roma İmparatoru Jül Sezar’ın (Julius Caesar) Sezaryenle Dünyaya Geldiği ve Sezaryen Doğum İşleminin İsminin Jül Sezar’a Dayandığı İddiası Doğru Değil

“Karın ve döl yatağının kesilerek bebeğin alınmasına dayanan doğum yöntemi” anlamına gelen, Türkçemize, Fransızca “césarienne” kelimesinden geçen sezaryen sözcüğünün kökeni Latince “caedere” (kesmek) fiiline dayanıyor. 

Yanlış İddia

 

Yanılgının Anatomisi: Sezaryan ve Jül Sezar

 

Sezaryen doğum, bebeğin annenin karın ve rahim duvarı kesilerek dünyaya getirilmesini sağlayan bir tıbbi müdahaledir. Günümüzde anne ve bebeğin sağlığını korumak amacıyla uygulanan en yaygın doğum yöntemlerinden biri hâline gelmiştir. Ancak bu cerrahi prosedür, aslında binlerce yıl öncesine dayanan köklü bir geçmişe sahiptir. Antik çağlarda, özellikle annenin doğum sırasında hayatını kaybetmesi durumunda başvurulan bu yöntem, zamanla gelişmiş ve tıbbi ilerlemelerle daha güvenli hale getirilmiştir.

Sezaryen işleminin isminin kökeninin Roma İmparatoru Jül Sezar’a (Julius Caesar) atfedildiği görülüyor. Yaygın yanlış inanışa göre, Jül Sezar, sezaryen yöntemle doğmuş ve bu tıbbî işlem onun ismiyle anılmıştır.

Bu yanlış aktarımı sosyal medyadan şu paylaşımla örnekleyebiliriz:

nihal (@unfedx): “Jül Sezar’a doğumunda ölen annesinin karnını kesmek suretiyle alındığı için “kesilip alınan” anlamına gelen Sezar “Ceasar” ismi verilmistir. Ayrica Sezar bugünkü sezaryen işleminin isim babasıdır.”

 

Tarihsel kaynaklar, bu iddianın gerçeği yansıtmadığı açıkça göstermektedir.

Peki, bu yanlış bilgi nasıl ortaya çıkmıştır? Sezaryenin gerçek kökeni nedir? Bu yazıda, sezaryen doğumun köklerine yolculuk ederken Jül Sezar efsanesinin  bu durum üzerine nasıl yayıldığını ve işlendiğini inceleyeceğiz.

Sezaryen doğumun Jül Sezar ile ilişkilendirilmesi, tarihi gerçeklerle örtüşmemektedir. Sezar’ın annesi Aurelia Cotta, oğlunun yetişkinliğini görmüş ve uzun yıllar yaşamıştır. Oysa Antik Roma’da sezaryen doğum, yalnızca annenin yaşamını yitirdiği durumlarda gerçekleştiriliyordu (Roma hukuku, ölen annenin karnının yarılarak bebeğin kurtarılmasını zorunlu kılıyordu. Roma hukukunda ölen hamile kadınların bebeklerinin çıkarılmasına yönelik “lex caesarea” adlı bir kanun bulunmaktaydı.). Bu bilgi, Sezar’ın sezaryenle doğmadığını kanıtlamak için bir delil görevi görebilir.

Tarihsel araştırmalar, Antik Roma’da sezaryenle doğup hayatta kalan bir annenin varlığına dair herhangi bir kanıt ortaya koymamaktadır. Tıp tarihçisi Geoffrey Keynes ise, bu yöntemin yalnızca annenin ölümünden sonra uygulandığını özellikle belirtmektedir.

Sezaryen kelimesinin kökenine baktığımızda, Latince “caedere” (kesmek) fiilinden türediğini görmekteyiz. Zamanla bu kelime “caesus” (kesilmiş, kesilerek çıkarılmış) anlamına evrilmiş ve doğum yöntemine adını vermiştir. Dolayısıyla, sezaryen kelimesinin doğrudan Jül Sezar ile bir bağlantısı bulunmamaktadır.

Sezaryen doğumun en eski kayıtlarına, Çin kaynaklarında rastlamak mümkündür. Han Hanedanı dönemine ait Büyük Tarihçinin Kayıtları (Shiji) adlı eserde, MÖ 3. binyılda yaşamış Sarı İmparator’un torununun torunu olan Luzhong’un altı oğlunun sezaryenle dünyaya geldiği anlatılmaktadır. Bu eski kayıt, doğumun ilk çağlardaki gizemli ve insanlık için hayati süreçlerine dair erken bir müdahalenin izlerini taşır. Luzhong’un çocuklarının bu şekilde dünyaya gelmesi, Sezaryen doğumun, tarih boyunca kaydedilen ilk örneklerinden birini oluşturur ve bu müdahalenin tarihsel derinliklere kadar uzandığını gösterir. Benzer bir anlatıya Hindistan’da da rastlanmaktadır. Maurya İmparatorluğu’nun ikinci hükümdarı Bindusara’nın annesi, yanlışlıkla zehir içerek hayatını kaybettiğinde, bilge Chanakya devreye girmiştir. Chanakya, kraliçenin ölümünü engelleyemese de, bilgeliğiyle cesurca kraliçenin karnını keserek, henüz doğmamış bebeği kurtarmıştır.

Yunan mitolojisi de sezaryen doğuma dair bazı anlatılara sahiptir. Apollon’un, geleceğin Tıp Tanrısı Asclepius’u annesi Coronis’in karnından çıkararak dünyaya getirdiği efsanesi, bu doğum yönteminin Antik dünyada bilindiğini ve kullanıldığını gösteren bir örnektir. Bu mit de, sezaryen doğumun geçmişteki uygarlıklarda tıbbi bir müdahale olarak var olduğuna işaret etmektedir.

 

sezaryen-gravur
Apollon’un, Asclepius’u annesi Coronis’in karnından çıkarmasını resmeden gravür, 1549, Alessandro Benedetti.

 

 

Sezaryen kelimesinin Roma döneminde Jül Sezar ile özdeşleşmesi, büyük ölçüde Romalı doğa bilimci Plinius’un eserlerinden kaynaklanmaktadır. Plinius, bazı Romalı liderlerin sezaryenle doğduklarını iddia etmiştir, ancak bu anlatılar genellikle mitolojik ögelerle harmanlanmış ve tarihsel gerçeklikten uzak kalmıştır. Plinius’un yazılarında geçen “caeso matris utero” (annesinin karnından kesilmiş) ifadesi, zamanla bir unvan halini almış ve “Caesar” ismiyle ilişkilendirilmiştir. Bu süreç, “Caesar” isminin Jül Sezar ile bağdaştırılmasına yol açmış ve sonuç olarak halk arasında yaygınlaşan yanlış bir inanış doğmuştur. “Sezar” unvanı, “kesmek” fiili ile değil, kayzer ve çar sözcükleri gibi bir kullanıma sahiptir.

 

sezaryen
Sezaryen doğumunun en eski basılı resimlerinden biri. İddiaya göre Julius Sezar’ın doğumu. Ölü bir kadından cerrahi olarak çıkarılan canlı bir bebek. Suetonius’un Lives of the Twelve Caesars’ından, 1506 tarihli.

 

 

Tarih boyunca sezaryenle doğduğu bilinen bazı önemli kişiler bulunmaktadır. Örneğin, 13. yüzyılda yaşamış Katalan aziz Raymund Nonnatus, ölen annesinin karnından sezaryenle alınmıştır. Adı, Latince “Nonnatus”, yani “doğmamış” anlamına gelmektedir. Benzer şekilde, Firdevsî’nin Şahname adlı destanında kahraman Rüstem’in doğumu, sezaryen yöntemiyle gerçekleşmiştir.

 

Sonuç olarak, sezaryen doğumun kökeni halk arasında yaygınlaşan bir yanlış bilgi nedeniyle, yüzyıllardır Jül Sezar ile ilişkilendirilmiştir. Oysa tarihi kayıtlar doğru bir şekilde incelendiğinde, bu yanlış inanışın temelsiz olduğu açıkça görülmektedir.

 

Yararlanılan Kaynaklar:

 

 

Yorumunuzu yazınız...